1. Giriş
Eğitimde dijital araçların yoğun biçimde kullanılması, öğrenmeyi etkileyen temel unsurların tartışılmasına neden olmaktadır. Bu yazıda, öğrenmeyi etkileyen şeyin medya mı yoksa yöntem mi olduğu üzerine düşüncelerimi, literatürdeki tartışmalara ve kendi öğrenme deneyimlerime dayanarak yansıtmayı amaçlıyorum.
2. Kuramsal Arka Plan
Medya, sadece bilgiyi taşıyan bir araçtır; öğrenmeyi etkileyen asıl unsur öğretim yöntemidir (Clark, 1983). Bu bakışa göre, aynı yöntem farklı medya unsurları aracılığıyla sunulsa bile öğrenme sonuçları değişmez. Diğer taraftan medya, kendi doğasından gelen özelliklerle öğrenmeyi şekillendirir (Kozma, 1994). Simülasyonlar, video, sanal ortamlar gibi araçlar soyut kavramları somutlaştırabilir. Bu iki araştırmacının açıklamalarıyla ortaya çıkan bir tartışma süreci vardır. Bu kuramsal atışmayı iki bilim insanı açısından kendi ifadeleriyle açıklayalım.
Clark (1983), öğrenme üzerinde etkili olan unsurun medya değil, öğretim yöntemi olduğunu savunmuştur. Ona göre medya, bilginin iletilmesini sağlayan bir taşıyıcı araçtan ibarettir; öğrenme sonuçlarını doğrudan belirlemez. Televizyon, bilgisayar, kitap gibi medya türleri yalnızca öğretim yöntemlerinin uygulanma biçimini değiştirir, ancak yöntemin kendisini değiştirmediği sürece öğrenme üzerinde anlamlı bir fark yaratmaz. Clark, medyanın öğrenmeye etkili olduğunu iddia eden araştırmaların, aslında yöntem değişkenini göz ardı ettiğini belirtmiştir. Yani bir çalışmada öğrenme artışı görülüyorsa, bunun nedeni kullanılan medyanın değil, o medyayla birlikte uygulanan pedagojik stratejilerin farklı olmasıdır. Bu nedenle medya, öğrenme sürecinde araçsal bir rol oynar; bilgi taşıma işlevi görür fakat içeriğin anlaşılmasını veya kalıcılığını kendi başına geliştirmez (Clark, 1994). Clark’ın bu yaklaşımı, eğitim teknolojilerinin etkisine yönelik eleştirel bir bakışı temsil eder. Ona göre öğretim tasarımı ve pedagojik uygulamalar, öğrenme başarısını belirleyen asıl faktörlerdir; medya ise bu tasarımların uygulanmasına aracılık eden etkisiz bir unsurdur. Bu nedenle, farklı medya ortamlarında aynı öğretim yönteminin kullanılması durumunda öğrenme çıktılarının benzer olması beklenir. Clark’ın eleştirilerine karşılık olarak, Kozma medyayı yalnızca teknik bir taşıyıcı değil, öğrenmeyi dönüştüren bir ortam olarak değerlendirmiştir.
Kozma (1991) ise, medyayı yalnızca teknik araçlarla sınırlı görmeyip; öğrenme öğretme sürecinin tamamını kapsayan bir kavram olarak ele almıştır. Ona göre medya; öğretmen, bilgisayar, kitap veya televizyon gibi bilgi aktarımında rol oynayan tüm unsurları ve eğitim planlamalarını içerir. Kozma’ya (1991) göre öğrenme; öğrencinin bilişsel süreçlerini aktif biçimde kullanarak dış çevreyle etkileşime girdiği, aktif, yapıcı ve bilişsel bir süreçtir. Bu süreçte bireyin zihinsel kaynakları ile çevresel unsurların etkileşimi, öğrenmenin niteliğini belirleyen temel faktördür. Nitekim Kozma (1994), bu etkileşimin başarısının iki unsur arasındaki koordinasyon düzeyine bağlı olduğunu belirtmiştir. Bu bakış açısı, medya ile öğrenme arasında anlamlı bir ilişkinin bulunduğunu ortaya koymaktadır. Kozma’ya göre öğrenciler hem medya araçlarıyla hem de öğretim yöntemleriyle kurdukları etkileşim sayesinde öğrenme becerilerini geliştirebilirler. Medyanın sahip olduğu özellikler, öğrenme sürecini destekler; öğrencilerin zihinsel modeller oluşturmalarına, bunları detaylandırmalarına ya da yeniden yapılandırmalarına olanak tanır (Kozma, 1991).
3. Kişisel Yansıtma
Bu tartışmalardan yola çıkarak sorabileceğimiz sorular şunlardır:
- Hangi ortamda daha iyi öğrenilir, neden?
- Sadece araç değiştiğinde öğrenme fark ediyor mu?
- Yöntem etkiliyse, hangi medya fark yaratıyor?
- Üretilen medya ekonomik, hızlı erişilebilir ve doğru mu?
Kendi öğrenme sürecimi düşündüğümde, yöntemin medya kadar hatta ondan daha önemli olduğunu fark ediyorum. Örneğin, çevrimiçi derslerde video kullanımı ilk başta dikkat çekici olsa da öğretmenin öğrenme hedeflerini açıkça belirtmesi ve geri bildirim vermesi olmadığında, motivasyonum hızla azalıyor. Buna karşın, sade bir metin bile iyi yapılandırılmışsa öğrenmemi destekliyor. Bu nedenle Clark’ın görüşü bana daha yakın geliyor, ancak Kozma’nın vurguladığı medya potansiyelini de göz ardı edemiyorum. Çünkü medya kullanımının öğrenmeye katkısı bence de olumlu yöndedir. Medyanın eğitime hiçbir etkisinin olmayacağı yönündeki görüş, öğrenmenin çok boyutlu doğasını tam olarak yansıtmayabilir. Doğru zamanda, doğru yöntem ve tekniklerle, etkili tasarlanan her medya aracı öğrenmeyi etkileyebilir.
4. Sonuç
Sonuç olarak, öğrenmeyi etkileyen temel unsurun iyi yapılandırılmış ve öğrencinin seviyesine göre tasarlanmış bir öğretim yöntemi olduğunu, ancak medyanın; yöntemin uygulanma biçimini güçlendirebileceğini düşünüyorum. Yani medya bana göre tek başına bir eğitim seçeneği değildir, ancak doğru yöntemle birleştiğinde öğrenmeyi dönüştürebilir ve olumlu yönde etkileyebilir. Öğrenme ne yalnızca medyanın sihrinde ne de yöntemin planında gizlidir. Asıl öğrenme, öğretmenin niyetinin, ortamın olanaklarının ve öğrencinin etkileşiminin kesiştiği o anda gerçekleşir. Dolayısıyla, öğrenme ortamlarının tasarımında medya ve yöntemi birbirinden bağımsız değil, birbirini tamamlayan unsurlar olarak değerlendirmek gerekir.
5.Kaynakça
Clark, R. E. (1983). Reconsidering research on learning from media. Review of Educational Research, 53(4), 445–459. https://doi.org/10.3102/00346543053004445
Clark, R. E. (1994). Media and method. Educational Technology Research and Development, 42(3), 7–10. https://doi.org/10.1007/BF02298090
Kozma, R. B. (1991). Learning with media. Review of Educational Research, 61(2), 179–211. https://doi.org/10.3102/00346543061002179
Kozma, R. B. (1994). Will media influence learning? Reframing the debate. Educational Technology Research and Development, 42(2), 7–19. https://doi.org/10.1007/BF02299087